25 Ekim 2011 Salı
21 Ekim 2011 Cuma
SUSARAK- AZİZ NESİN
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş…
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi…
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz…
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde…
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik…
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde…
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor…
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim …
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde …
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi…
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz…
Ben de söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde…
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik…
Ben de susuyorum sevgimi saklayıp içimde…
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor…
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim …
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde …
9 Ekim 2011 Pazar
Hepimiz Anormaliz Millet
Şikayetçiymiş gibi göründükleri durumu yaşamaktan zevk alan o kadar çok insan var ki... Cidden insanların ruh sağlıklarının bozukluğunun hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda olduğunu düşünmeye başladım. İşin garip tarafı en normal olarak nitelendiren insanda bile var bu durum.
İçinde bulunduğumuz şu yılların teknolojinin gelişmesi hede hüdüsünden dolayı biz insanların yükünü hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda azalttığı aşikar. Ancak ben şu kanaatteyim ki fiziksel açıdan üzerimizden kalkan yükümlülükler ruhsal bağlamda bizlere çok büyük bir yük olarak dönüyor. Yalnızca düşüncenin önem kazandığı çok uzun mesafelerin saniyelere indirgendiği bu zamanlar biz insancıklara fazla geldi bence. Bunun farkında değiliz belki ama ciddi anlamda bir kaos ortamına doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Karşılıklı ilişkilerin tamamen yok olmaya yüz tuttuğu bir genç nesil, diyalogların ana metasını sözcüler yerine tuş tıkırtılarına bıraktığı gerçeği gerçekten hiç de iç açıcı bir durum değil.
Gel gelelim ben bu durumdan neden şikayetçiyim? Geriye kalan herkes memnun mu gerçi o da tartışılır ama ben şimdilik kendi penceremden kafamı uzattığımda gördüğüm kadarını aktarmak istiyorum. KONUŞMAK İSTEDİĞİM İNSANLAR KAFASINI BİLGİSAYAR EKRANINDAN KALDIRACAK KADAR VAKİT BULAMADIKLARINDAN, BEN ONLARLA KONUŞAMIYORUM VE ONLARA SÖYLEMEK İSTEDİĞİM ŞEYLERİ DİLE GETİRME FIRSATI BULAMIYORUM. Evet bunları bağırarak söyledim çünkü artık yeter. Ölmeden büründüğümüz bu sessizlik hiç de hayra alamet değil. Klavyeden çıkan sesler siz öldükten sonra kefeninizi tırtıklayacak böcekler tarafından da çıkarılır, insan sesinin önemini kavramak gerek diye düşünüyorum. Velhasıl kelam isyanlardayım :)
Bir diğer konuya gelecek olursak; insanların ruh sağlığı falan fıstık demiştim ya, şöyle bir gözlemde bulundum sayın okurum hemen seninle de paylaşayım: Yalnızlıktan şikayet eden o kadar çok insan var ki (tabii bu yalızlık duygusal anlamda sevgiye, aşka, sevilmeye olan açlıktan kaynaklı hissedilen yalnızlık oluyor) ve bunu şikayetleri ölçüsünde dile getiriyorlar ama sen çıkıp karşılarına bak ben varım yalnız değilsin deyince yalnızlıklarına ihanet etmekten korkarmışcasına gerisin geriye uzaklaşıp gidiyorlar. E hadi bakalım yorumu sana bırakıyorum şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez mi insan? Şikayet ediyorsan önüne gelen fırsatı neden tepersin ey insan oğlu ? Gerçekten bizi anlamak zor ne istediğimizi biliyoruz hatta ne istemediğimizi de... Velhasıl hepimiz cidden anormaliz millet !
İçinde bulunduğumuz şu yılların teknolojinin gelişmesi hede hüdüsünden dolayı biz insanların yükünü hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda azalttığı aşikar. Ancak ben şu kanaatteyim ki fiziksel açıdan üzerimizden kalkan yükümlülükler ruhsal bağlamda bizlere çok büyük bir yük olarak dönüyor. Yalnızca düşüncenin önem kazandığı çok uzun mesafelerin saniyelere indirgendiği bu zamanlar biz insancıklara fazla geldi bence. Bunun farkında değiliz belki ama ciddi anlamda bir kaos ortamına doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Karşılıklı ilişkilerin tamamen yok olmaya yüz tuttuğu bir genç nesil, diyalogların ana metasını sözcüler yerine tuş tıkırtılarına bıraktığı gerçeği gerçekten hiç de iç açıcı bir durum değil.
Gel gelelim ben bu durumdan neden şikayetçiyim? Geriye kalan herkes memnun mu gerçi o da tartışılır ama ben şimdilik kendi penceremden kafamı uzattığımda gördüğüm kadarını aktarmak istiyorum. KONUŞMAK İSTEDİĞİM İNSANLAR KAFASINI BİLGİSAYAR EKRANINDAN KALDIRACAK KADAR VAKİT BULAMADIKLARINDAN, BEN ONLARLA KONUŞAMIYORUM VE ONLARA SÖYLEMEK İSTEDİĞİM ŞEYLERİ DİLE GETİRME FIRSATI BULAMIYORUM. Evet bunları bağırarak söyledim çünkü artık yeter. Ölmeden büründüğümüz bu sessizlik hiç de hayra alamet değil. Klavyeden çıkan sesler siz öldükten sonra kefeninizi tırtıklayacak böcekler tarafından da çıkarılır, insan sesinin önemini kavramak gerek diye düşünüyorum. Velhasıl kelam isyanlardayım :)
Bir diğer konuya gelecek olursak; insanların ruh sağlığı falan fıstık demiştim ya, şöyle bir gözlemde bulundum sayın okurum hemen seninle de paylaşayım: Yalnızlıktan şikayet eden o kadar çok insan var ki (tabii bu yalızlık duygusal anlamda sevgiye, aşka, sevilmeye olan açlıktan kaynaklı hissedilen yalnızlık oluyor) ve bunu şikayetleri ölçüsünde dile getiriyorlar ama sen çıkıp karşılarına bak ben varım yalnız değilsin deyince yalnızlıklarına ihanet etmekten korkarmışcasına gerisin geriye uzaklaşıp gidiyorlar. E hadi bakalım yorumu sana bırakıyorum şimdi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez mi insan? Şikayet ediyorsan önüne gelen fırsatı neden tepersin ey insan oğlu ? Gerçekten bizi anlamak zor ne istediğimizi biliyoruz hatta ne istemediğimizi de... Velhasıl hepimiz cidden anormaliz millet !
8 Ekim 2011 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)